20 Şubat 2010 Cumartesi

ağacı sev, ormanı koru

ofiste gerekli gereksiz kağıt harcamalarına uçan tekmelerle tepki göstermemden bunalan sevgili hazar, 'benim dikili ağacım senden fazladır, kaç tane ağaç diktin sen hayatında' diye karşılık verince, beni bir düşüncedir aldı.

aslında bu konu geçen hafta farklı ortamlarda birkaç kez gündemimize geldi. sınıf değişimi ile yurtdışından öğrenci getirmeyi planladığımız okul müdürüne, aktivite olsun öğrencilere ağaç diktirelim dememle müdür bey ufak çaplı bir gülme krizine tutuldu. küçücük çocuklara ağaç dikmek fazla gelmez mi, fidan dikseler diye...

neyse işte bütün bunlara cevap, zorluklara göğüs gerdim, sebepsizce 7.30 da uyandığım bu cumartesi, ağaç diktim. kendisi aşağıdadır, ilgililere duyurulur....


2 yorum:

Hazar YILDIRIM dedi ki...

Aman ağacını yesinler! Ellerinize sağlık efendim pek güzel olmuş ağacınız, bir ara sizinle elinizde kürek, sırtınızda gübre ile çam fidanları dikmeye de gidelim inşallah, bu dikmiş olduğunuz şirin ağacı da logosu olarak kullanırız.

Not:Yukarıdaki yazıda sanki gereksiz kağıt harcayan bir insan olarak anılmaktan fazlası ile rahatlık duyduğumu belirtmek isterim. Ofiste yapılan mürekkep ve kartuş israfının, gereksiz elektirik tüketiminin önüne geçmek için çabalarım ve online applicationa geçiş ile kurtardığımız onca kağıt, zarf ve posta başta olmak üzere bu konuda gösterdiğim bu kadar çabanın üstüne iki post-it kullandığımı görünce bu yorumla karşılaşmak beni derinden yaraladı.

Hazar YILDIRIM dedi ki...

rahtlık değil rahatsızlık duydum bu arada elbette :)